Bingöl’de İran’a yönelik saldırılara sert tepki: Orta Doğu’yu ateşe veren emperyal akıl bir kez daha devrede

Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu öncülüğünde bir araya gelen vatandaşlar, işgalci ABD ve siyonist rejimin İran’a yönelik saldırılarını protesto etti.

Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu, son günlerde bölgede tırmanan gerilime ve İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılara karşı, kent meydanında kitlesel bir basın açıklaması düzenledi.

Yoğun katılımın gözlendiği programda, sık sık "Kahrolsun Amerika, kahrolsun israil" sloganları atılarak emperyalist politikalara tepki gösterildi.

Platform adına basın açıklamasını okuyan Ferhat Güzel, konuşmasına Şuara Suresi'nden ayetlerle başlayarak, bölgedeki durumun sadece bir devlet meselesi değil, bir ümmet meselesi olduğunu vurguladı.

“Orta Doğu’yu ateşe veren emperyal akıl bir kez daha devrededir”

Güzel, saldırıların arkasındaki "emperyal akla" dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “O zulmedenler yakında nasıl bir inkılâb ile devrileceklerini bileceklerdir.” (Şuara, 227) Siyonist ve emperyalist barbarlık, İslam coğrafyasında hiçbir hukuk ve ahlak ölçüsü tanımaksızın saldırgan politikalarını sürdürmektedir. ABD ve siyonist israil rejiminin İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, yalnızca bir devleti hedef alan askeri bir operasyon değil; bölge halklarının iradesine, ümmetin onuruna ve insanlığın ortak vicdanına yönelmiş açık bir kuşatma girişimidir. Ortadoğu’yu ateşe veren emperyal akıl bir kez daha devrededir. Gazze’de soykırımı kendisine hak gören zihniyetle bugün İran’ı bombalayan zihniyet aynıdır. Nükleer silah meselesinde kendisine sınırsız meşruiyet tanıyıp başkasına mutlak yasak dayatan çifte standartlı bir düzen işletilmektedir. “Benim silahım caydırıcıdır, seninki tehdittir” diyen kibirli bir sistem, dünya halklarına adaletsizliği dayatmaktadır.”

“Müslüman toplumlar sürekli kriz ve kaos ortamında tutulmaktadır”

Müdahalelerin geniş bir coğrafyaya yayıldığını belirten Güzel, bu durumun Türkiye dahil tüm bölge ülkeleri için bir tehdit oluşturduğunu belirterek şu uyarılarda bulundu: “Bugün Gazze’den Yemen’e, Suriye’den İran’a uzanan müdahaleler zinciri açıkça göstermektedir ki hedef yalnızca belirli devletler değildir. Hedef; ümmetin diriliş iradesi, bağımsızlık talebi ve birlik olma potansiyelidir. İslam beldeleri enerji ve güvenlik hesaplarının çatışma sahasına dönüştürülmekte, Müslüman toplumlar sürekli kriz ve kaos ortamında tutulmaktadır. Son 20 yılda Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, Libya’da ve daha birçok ülkede milyonlarca insan hayatını kaybetmiş; ölenlerin büyük çoğunluğunu siviller oluşturmuştur. Filistin’den Doğu Türkistan’a, Keşmir’den Myanmar’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada görünürde farklı aktörler sahnede olsa da arka planda aynı emperyal akıl ve aynı siyonist yönlendirme bulunmaktadır.” 

“İran’a yönelik saldırılarda uluslararası hukuk ve insani değerler hiçe sayılmaktadır”

Açıklamasının devamında çifte standartlara dikkat çeken Güzel, “7 Ekim’den bu yana daha da azgınlaşan saldırganlık, Gazze ile sınırlı kalmamış; Lübnan, Yemen ve İran gibi ülkeleri de hedef almıştır. İran’a yönelik saldırılarda nükleer silah meselesi bahane edilmekte, uluslararası hukuk ve insani değerler hiçe sayılmaktadır. Çocukların, kadınların, sivillerin hedef alındığı saldırılar karşısında “insan hakları” söylemi dillendiren çevrelerin sessizliği ise bu çifte standardı daha da görünür kılmaktadır. Burada mesele yalnızca İran meselesi değildir. Dün Irak’a, Suriye’ye, Afganistan’a yönelik müdahaleleri meşrulaştıran anlayış, yarın başka ülkelere de aynı dayatmayı yöneltecektir. Bugün “şuna sahip olamazsın” denilen ülke İran’dır; yarın Türkiye dâhil başka ülkeler olacaktır. Bu zillet düzenini kabul etmek, bölge halklarının kendi kaderini tayin hakkından vazgeçmesi anlamına gelir. Öte yandan Müslümanların kendi aralarındaki ihtilafları derinleştiren her adım da emperyal planlara hizmet etmektedir. Pakistan’ın Afganistan’ı hedef alması ya da bölge ülkelerinin birbirleri aleyhine konumlandırılması, ümmetin gücünü zayıflatan tehlikeli gelişmelerdir. Müslüman toplumlar mezhep, etnik kimlik ve siyasi ayrılıkları aşarak adalet ve dayanışma zemininde ortak bir bilinç inşa etmek zorundadır.” 

"İslam dünyası kendi içindeki ihtilafları bir kenara bırakmalı"

İslam dünyasının kendi içindeki ihtilafları bir kenara bırakması gerektiğini savunan Güzel, “İslam öğretisinde zulme rıza zulümdür. Yüce Rabbimiz iman edenleri şöyle tanımlar: “Bir haksızlığa uğradıkları zaman birlik olup karşı koyarlar.” (Şûra, 39). Bu ilahi ilke, bugün bizlere açık bir sorumluluk yüklemektedir. Gün; siyonist azgınlık karşısında suskunluğu değil, adalet temelinde ortak bir duruşu kuşanma günüdür. Siyonist yayılmacılığı ve emperyalizmin zorbalığını reddediyoruz. Mazlumların kanı üzerine kurulan hiçbir düzeni meşru görmüyoruz. İslam dünyasını siyasi edilgenliği terk etmeye, ahlaki direnci güçlendirmeye ve ümmet bilinci etrafında yeniden kenetlenmeye davet ediyoruz. Unutulmamalıdır ki ümmetin izzeti; birlik içinde adaleti savunduğu ve zulme karşı ortak bir tavır sergilediği ölçüde yeniden yükselecektir. Emperyalist kuşatma ne kadar büyükse direniş de o denli güçlü ve kararlı olmak zorundadır. İslam ümmetini ve yöneticilerini, siyonist ve emperyalist müdahalelere karşı açık ve net bir tavır almaya; mazlum halkların yanında, adaletin safında durmaya çağırıyoruz. Unutulmamalıdır ki; Zulüm ile abad olunmaz. Emperyalizm yenilecek, İslami hareket kazanacaktır.” ifadelerine yer verdi.

Program, Abdullah bayşu hocanın yaptığı dualarla sona erdi. (İLKHA)