Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından İstanbul’da geçtiğimiz pazar günü “Vahdet ve Kurtuluş Önderi Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)” temasıyla düzenlenen Mevlid-i Nebi etkinliğine İslam coğrafyasının farklı bölgelerinden katılan isimler, İLKHA'ya konuştu.
Etkinliğe katılan Filistin İslami Cihat Hareketi Arap ve Uluslararası İlişkiler Birimi Başkanı Dr. İhsan Ataye, Suriye ulemasından Dr. Mahmud Aşur ve Doğu Türkistan Alimler Birliği’nden Mahmud Muhammed, yaptıkları açıklamalarda ümmet bilinci ve birlik mesajı verdi.
"İslam, kölelikten hürriyete doğuştur"
Filistin İslami Cihat Hareketi Arap ve Uluslararası İlişkiler Birimi Başkanı Dr. İhsan Ataye, etkinliğin ana temasının hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek vahdetin, kurtuluşun temel anahtarı olduğunu ifade etti.
Ataye, "Bu etkinliğin ve kutlamanın ana teması aslında çok hayati bir önem taşıyor. Çünkü bu tema; birliğe, tevhide, kurtuluşa ve küresel müstekbirlerin (kibirli güçlerin) hegemonyasından özgürleşmeye odaklanıyor. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); vahdetin, necatın (kurtuluşun) peygamberidir. O, tüm dünyaya İslam dinine, tevhide, hürriyete ve özgürleşmeye davet ederek tüm aleme imamlık etmiştir. İslam, kölelikten hürriyete doğuştur. İslam; muhabbet, kardeşlik, güzel ahlak, barış ve hoşgörü nuruyla tüm dünyayı aydınlatmıştır. İslam tüm dünyayı birleştirmiş; milliyetçiliği, ırkçılığı, renk ve köken ayrımını ortadan kaldırmıştır. Nitekim Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), 'Arabın Aceme (Arap olmayana) takva dışında bir üstünlüğü yoktur' buyurmuştur. İşte takva; İslam’ın şiarı, üstünlüğün ölçüsü ve yücelmenin anahtarıdır." dedi.
Küresel güçlere karşı birleşme çağrısı
Ataye, şunları kaydetti:
"İçinde bulunduğumuz bu zorlu ve hassas dönemde şunu belirtmek gerekir ki: Ümmetin birliği, zaferin, kurtuluşun ve selametin temelidir. Düşmanlarımız bu ümmeti parçalamak ve bölmek için çalışıyorlar. Bizler ise küresel müstekbirlere, köleliğe ve esarete karşı; özgürleşmek için, İslam’ın ve hürriyetin o geniş semalarında uçmak için tek el, tek saf ve birleşmiş olmak zorundayız. Ahlaki değerlerle dolu bir dünyada; 'Büyük Şeytan'a', insanların ve cinlerin şeytanlarına, müstekbirlere, sömürgecilere ve işgalcilere bağımlı olmaktan uzak durarak özgürleşmeliyiz."
İslami ve insani vahdet çağrısı
Suriye ulemasından ve Hama katliamının ardından Esed zindanlarında 25 yıl esir tutulan Dr. Mahmud Aşur ise konuşmasında vahdetin hem İslami hem de insani boyutuna dikkat çekti.
Bu önemli programın vahdetten bahsettiğini hatırlatan Aşur, "Öncelikle, Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tüm Müslümanları birleştirdiği ve ardından gelen halifelerin de Müslümanların dağılmaması için tek bir çatı altında topladığı o İslami vahdet anlayışını görüyoruz. İkinci olarak, Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hilfü'l-Fudûl (Erdemliler İttifakı) cemiyetine katılarak ortaya koyduğu insani vahdet vardır. Bu; dinine, akidesine, mezhebine, bölgesine, diline veya ırkına bakmaksızın insana saygı duyan; insani değerler ve ilkeler etrafında toplanmayı amaçlayan saf bir insani projedir. Üçüncü olarak ise Efendimizin ilan ettiği; kim olursa olsun zalime karşı mazlumun yanında durma birliğidir. Bugün bu güzel toplulukta, zulmün her bölgeyi ve her inançtan insanı kuşattığını gördüğümüz şu günlerde; tüm insanlığı, dünyanın neresinde olursa olsun zalimlerin karşısında ve mazlumların yanında durmaya davet eden bir insani vahdeti başlatmalıyız." şeklinde belirtti.
"Efendimizin insani vahdet anlayışına sımsıkı sarılmaya her zamankinden daha çok muhtacız"
Aşur, "Dinimiz İslam, şeriatımız ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ahlakı; kime karşı olursa olsun zulmü haram kılmıştır. Bir Müslüman’a, bir Hristiyan’a, bir Yahudi’ye veya herhangi birine zulmetmeye hakkınız yoktur; hatta kendi nefsinize bile zulmetmeye hakkınız yoktur. Bugün burada; insanlığın zulme karşı durduğu, insani değerlerde birleştiği ve İslam’ın temel ilkelerinde bütünleştiği bu olumlu atmosferi yaşıyoruz. Bizi çatışmaya ve kavgaya sürükleyecek ayrıntıları bir kenara bırakıp, Efendimizin insani vahdet anlayışına sımsıkı sarılmaya her zamankinden daha çok muhtacız." dedi.
"Gelin farklılıklarımızı unutup kalplerimizi, akıllarımızı ve imkânlarımızı birleştirelim"
Konuşmasının devamında Aşur, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Suriye’de zaferin sevincini yaşayan biri olarak şunu ifade etmek isterim: Tüm Suriye halkı; daha önce kederimizde ve hikâyemizde bize ortak olan Türkiye halkıyla ve dünyadaki diğer halklarla el ele, gönül gönüle vermelidir. Bugün kazandığımız bu zaferle tüm dünyaya şunu söylüyoruz: İnsanlığa kötülük etmek isteyen zalimlerin karşısında durmak için birleşmeliyiz. Gelin, farklılıklarımızı unutup kalplerimizi, akıllarımızı ve imkânlarımızı birleştirelim. Çünkü bugünün cahiliyesi ve zalimleri oldukça vahşiler; ellerindeki pek çok imkânla her yerde insana zarar verebiliyorlar. Peki, bu tuğyana (azgınlığa) karşı nasıl duracağız? Hak sahipleri, vicdan sahipleri ve iman ehli olarak safımızı düzenlemeliyiz. Geçmişte uğradığımız zulümlere tekrar uğramamak için buna mecburuz."
'Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın'
Son olarak Aşur, "Bugün Peygamberimizin ahlakına ne kadar da muhtacız! Arap'ı, Türk'ü, Kürt'ü ve daha nicesini 'insanlık' ve 'İslam' çatısı altında toplayan bu manzara bizi ne kadar da mesut ediyor. Bu duruş bugünümüz ve yarınımız için hayati önemdedir. Rabbimiz şöyle buyurur: 'Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın.' Yine buyurur ki: 'İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.' Kutsi bir hadiste ise Allah Teâlâ: 'Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım, onu sizin aranızda da haram kıldım; öyleyse birbirinize zulmetmeyin' buyurur. Ancak zulmetmek isteyenler var; onları ancak birliğimiz ve beraberliğimizle durdurabiliriz. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun." ifadelerine yer verdi.
"İslam ümmeti olarak dünyanın farklı bölgelerinde pek çok imtihanla karşı karşıyayız"
Doğu Türkistan Alimler Birliği’nden Mahmud Muhammed ise bu tür etkinliklerin Peygamber sevgisini diri tuttuğunu ve ümmetin maneviyatını güçlendirdiğini belirtti.
Müslümanların dünyanın farklı bölgelerinde çeşitli imtihanlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Muhammed, "Kuşkusuz bu tür faaliyetler, kalplerimizde Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sevgisini, O’nun Allah yolundaki tebliğ mücadelesini ve cihadını yeniden canlandırmaktadır. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatı boyunca pek çok imtihan ve zorlukla karşılaşmıştır. Bizler de bugün İslam ümmeti olarak dünyanın farklı bölgelerinde pek çok imtihanla karşı karşıyayız. Bu ve benzeri etkinlikler, bizlere ve tüm Müslüman kardeşlerimize önderimiz Hz. Muhammed’i (sallallahu aleyhi ve sellem) ve O’nun çektiği çileleri hatırlatmaya vesile olmaktadır." dedi.
"Filistin’de, Doğu Türkistan’da ve diğer yerlerdeki kardeşlerinizi asla unutmayın"
Muhammed, "Aynı zamanda bu buluşmalar, Müslüman ümmetinin azmini bilemek, maneviyatını yükseltmek ve bu dinin ile bu ümmetin yücelmesi için elimizden gelen her şeyi feda etmeye hazır olmamızı sağlamak adına bir uyanış vesilesidir. Bu etkinliği düzenleyenleri mübarek kılması ve bu faaliyetin onlar için bir başarı yürüyüşü olması için Allah Sübhanehu ve Teâlâ’ya dua ediyorum. Bu vesileyle hem kendime hem de tüm kardeşlerime şunu hatırlatmak isterim: Filistin’de, Doğu Türkistan’da ve diğer yerlerdeki kardeşlerinizi asla unutmayın. Çünkü mümin, niyetine göre mükafatlandırılır ve niyet bazen amelden bile önemlidir. Bu yüzden hepimiz, nerede olurlarsa olsunlar Müslümanlara yardım etmeye ve onları desteklemeye niyet etmeliyiz." diye konuştu. (İLKHA)