Kadim kültürün ustaları: Tesbihin hakkı raconla değil, zikirle verilir

Mardin’de yoğun ilgiyle açılan tesbih fuarı, Türkiye’nin dört bir yanından gelen ustaları bir araya getirdi. Ustalar, tesbihin mafyavari ya da kabadayılık simgesi değil zikir ve dua aracı olduğunu özellikle vurguladı.

Mardin'in Artuklu ilçesinde 1-3 Mayıs'ta düzenlenen tesbih fuarı, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Kadim bir kültür olan tesbih sanatını tanıtmayı amaçlayan fuar, Türkiye'nin farklı illerinden gelen ustaları ve koleksiyonerleri bir araya getirdi.

Artuklu Fuar Alanı'nda gerçekleştirilen etkinlikte kehribar, damla, Osmanlı sıkma ve katalin gibi birçok tesbih çeşidi sergilenirken, vatandaşlar da fuara yoğun ilgi gösterdi.

Tesbih ustaları, fuarda yaptıkları açıklamalarda son dönemde mafyavari dizilerde tesbihin racon kesmek, kabadayılık göstermek ve serserilik unsuru olarak kullanılmasına tepki gösterdi. Tesbihin gerçek amacının Allah'ı anmak, sabır çekmek ve zikir olduğunu vurgulayan ustalar, popüler kültürde oluşan bu yanlış algının düzeltilmesi gerektiğini ifade etti.

Esnaf Fatih Açan, fuarın önemine değinerek "Mardin Valiliği'nin ikinci kez düzenlediği tesbih fuarındayız. Buradaki amacımız hem tesbih severleri hem de koleksiyonerleri bir araya getirmek. Tesbihin ne olduğunu ve ne amaçla kullanıldığını hep birlikte görmek ve anlatmak istiyoruz. Burada kehribar, Osmanlı işi sıkma, damla gibi binlerce farklı tesbih çeşidi mevcut. Ebat, üslup ve bütçe açısından her kesime hitap eden ürünler bulunuyor." dedi.

"Tesbihin hakkı racon kesmekle değil, zikir çekmekle verilir"

Tesbihin sosyal medyada ya da dizilerde mafyatik bir samp-img width='1.33' height='1' layout='responsive'e olarak değil, bir dua ve zikir aracı olarak görülmesini istediklerini vurgulayan Açan "Mardin'in tesbihle özdeşleşmesi yüz yıllara dayanan bir geleneğe dayanıyor. Özellikle kehribar taşını işlemeyi çok seviyoruz. Hem kokusu hem doğal yapısı hem de reçineli özelliği nedeniyle tercih ediliyor. Ancak Mardin'i sadece tek bir taş türüyle sınırlamak doğru değil. Buradaki ustalar tesbihi sadece bir taş parçası olarak değil, sanatsal bir ürün olarak değerlendiriyor. Tesbihin değeri iki unsura bağlıdır; ustasının kim olduğu ve kullanılan malzemenin kalitesi. Biz tesbihin sosyal medyada ya da dizilerde mafyatik bir samp-img width='1.33' height='1' layout='responsive'e olarak değil, bir dua ve zikir aracı olarak görülmesini istiyoruz. Tesbihin hakkı racon kesmekle değil, zikir çekmekle verilir. Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulur." şeklinde konuştu.

"Tesbih, kalbin duygularının ve ibadetin somutlaşmış halidir"

Manevi bir sembol ve kadim bir kültür olan tesbihi "Zikir taneleri" olarak adlandıran Tekin Öney "Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu fuar, mesleğimizi tanıtmak için çok güzel bir imkân. Türkiye'nin dört bir yanından katılımcılar var. Adana, Ankara gibi şehirlerde de bu tür organizasyonlar yapılıyor, artık İstanbul'da da düzenlenmeye başlandı. Tesbihe 'zikir taneleri' deriz, kalbin duygularının ve ibadetin somutlaşmış halidir. Tesbihin hakkını ancak zikirle verebiliriz. Kesinlikle racon için kullanılmamalıdır. Racon için kullananlar ancak dizilerde olur. Tesbih aynı zamanda geçmişten kalan kıymetli bir hatıra, bir yatırım aracı ve manevi bir semboldür." ifadelerini kaydetti.

Öney, tesbih çeşitlerinden kehribarın insan vücuduna verdiği faydayı aktararak "Kehribar tesbihlerin birçok faydası olduğu biliniyor. Doğal bir ürün olduğu için genel olarak sağlık açısından olumlu etkileri vardır ancak her bünyede aynı etkiyi göstermeyebilir. Kehribar, milyonlarca yıl önce ağaç reçinesinin fosilleşmesiyle oluşur ve ustaların elinde bir sanat eserine dönüşür. Bizim genel tavsiyemiz kehribar tesbihtir." dedi.

"Tesbih bizim için sabır, zikir ve hasbihaldir"

Diyarbakır'dan fuara katılan İbrahim Mete, Osmanlı kadim kültürü olan tesbihin kendileri için anlamını şu sözlerle anlattı:

"Bu fuar için özellikle Mardin'e geldim. Eski dönemlerden kalan objeleri tesbihe dönüştürüyoruz. Mumluklar, çadır düğmeleri, baston sapları gibi parçaları değerlendiriyoruz. Bu ürünlerin Türkiye genelinde bilinen bir piyasası var. İlk dönem madenlerinden ve eski plastik türlerinden elde edilen malzemeleri tesbihe dönüştürüyoruz. Ancak bu dönüşüm racon tesbihine değil, zikir tesbihine olur. Tesbih bizim için sabır, zikir ve hasbihaldir. Tesbih yapımı çok zahmetlidir, kesimi ve işlenmesi büyük dikkat ister. Bu sanat Osmanlı'dan günümüze ulaşan önemli bir mirastır."

Şanlıurfa'da tesbih ustalığı yapan Yusuf İpekçi, mesleğin hem maddi hem manevi yönüne dikkat çekerek "Genelde eski objelerden elde edilen malzemelerle çalışıyoruz. Osmanlı dönemine ait sıkma ve katalin gibi malzemeleri tesbihe dönüştürüyoruz. Bir tesbih yapılmadan önce detaylı bir planlama yapılır, en az fireyle üretim hedeflenir. Kesim, delme, yuvarlama ve imame takımı gibi aşamalardan sonra tesbih tamamlanır." dedi.

"Allah'ı zikretmek için kullanılması gerekir"

İpekçi, tesbihin sokakta kabadayılık samp-img width='1.33' height='1' layout='responsive'esi olarak değil insanların stresli anlarında Allah'ı zikretmek için kullanması gerektiğini söyleyerek "Bu iş kadim bir kültürün parçasıdır ve Osmanlı'dan günümüze ulaşan bir mirastır. Biz de bu mirası hem maddi hem manevi olarak yaşatıyoruz. Tesbihin sokakta kabadayılık samp-img width='1.33' height='1' layout='responsive'esi olarak değil, insanların stresli anlarında Allah'ı zikretmek için kullanılması gerekir. Bizim önceliğimiz para kazanmak değil, Allah'ın rızasını gözetmektir. Ticaretimizi de bu anlayışla yapıyoruz. Hem emeğimizle geçimimizi sağlıyor hem de bu kültürü yaşatıyoruz." ifadelerini kullandı. (İLKHA)