Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve işgal rejiminin uyguladığı ablukayı kırmak amacıyla oluşturulan Sumud Filosu’na katılan Memur-Sen Mardin İl Başkanı Abdüsselam Demir, filoda yaşadığı duygusal anları ve karşılaştıkları dayanışma örneklerini anlattı.
İspanya’dan başlayan yolculukta dünyanın dört bir yanından gelen aktivistlerle aynı hedef uğruna bir araya geldiklerini belirten Demir, Filistin davasının artık küresel bir vicdan hareketine dönüştüğünü söyledi.
Gazze için dünyanın dört bir yanından insanların ortak vicdanda buluştuğunu belirten Demir, ekonomik boykotun süreklilik hâline gelmesi ve İslam âleminin zulüm karşısında ortak tavır sergilemesi gerektiğine dikkat çekti.
"Filistin davası artık bütün dünyanın gündeminde"
Filoda en çok kendilerini etkileyen şeyin Filistin davasının dünya çapında sahiplenilmesi olduğunu dile getiren Demir" Sumud Filosu’na katılmak için ilk ekibe bizi dâhil etmişlerdi. 5 Nisan’da memleketimizden çıktık, Barcelona’dan yola çıkmak üzere İspanya’ya gittik. Bir haftalık bir eğitimden sonra yolculuk başladı. Tabii, hani neler gördük, nelerle karşılaştık, duygularımızı soracaksanız; bizi en çok etkileyen, umutlandıran ve sevindiren şey Filistin davasının, Gazze’deki mezalimin ve israilin bir terör devleti olduğunun artık bütün dünyanın gündeminde olmasıydı. Dünyanın farklı yerlerinden, dillerden, mezhep ve meşreplerden her çeşit insanın Sumud Filosu’nda tek amaçla bulunduğunu görünce gerçekten çok mutlu olduk. Tek amaç Abluka’yı kırmak, hedef ise Filistin’e ve Gazze’ye ulaşmaktı. Bu bizi gerçekten çok duygulandırdı, heyecanlandırdı ve umutlandırdı. Bundan sonra Filistin’in özgürleşme mücadelesinin bütün dünyaya mâl olduğunu hissedince çok mutlu olduk açıkçası. Bununla beraber çok duygusal şeyler gördük, yaşadık." ifadelerini kullandı.
"Bebeğine veda edip Gazze yolculuğuna çıktı"
Yaşadığı en duygusal anlardan birini paylaşan Demir, filoda yer alan İspanyol bir annenin bebeğine veda edişini anlatarak şu ifadeleri kullandı:
"Özellikle gerçekten ben burada İspanya halkına ve devletine teşekkürlerimi sunmak isterim. Çünkü bizi çok güzel bir şekilde karşıladılar. Bize hem memleketlerini hem de gönüllerini açtılar. Bizi uğurlamaya geldikleri gün, on binlerce insan festival havasında, büyük bir Filistin muhabbetiyle bizi Gazze’ye doğru sefere yolcu etti. Tabii burada 'Duygularınız nedir?' deseniz, ben gerçekten orada tabiri caizse hüngür hüngür ağladığım bir manzarayı sizinle paylaşmak istiyorum. Bizim yan tarafımızdaki teknede otuzlu yaşlarda genç bir kadın tekneden indi, gitti. Az ileride yine o yaşlarda bir kadının elinde bir bebek vardı. O bebeği aldı, kokladı, bağrına bastı, emzirdi. Emzirdi, tekrar kokladı, bağrına bastı ve tekrar öteki kadına bebeği geri verdi. Sonra ağlayarak tekneye geri döndü. O teknede bir kardeşimize bu durumu sorduğumda 'Biz de zaten saatlerdir ağlıyoruz. O, onun bebeğiydi. Son kez bebeğini öptü, kokladı, bağrına bastı, emzirdi ve bizimle beraber filoda yola çıktı.' dedi. Müslüman değildi, Barselonalıydı, İspanyol'du. İnsan bu manzarayı görünce gerçekten umutlanıyor. Bu bizi gerçekten duygulandırdı."
"İspanya halkı bize gönlünü açtı"
İspanya halkının gösterdiği ilginin kendilerini derinden etkilediğini kaydeden Demir, Barselona’da on binlerce kişinin büyük bir Filistin sevgisiyle filoyu uğurladığını söyledi.
Demir, "Aynı şekilde bununla birlikte yaşadığımız bazı duygusal anları paylaşmak istiyoruz. Kaldığımız yerden eğitim aldığımız yere gidip gelirken taksi kullanıyorduk. Taksideydik. Türkçe konuşuyoruz. Bizde Filistin sembolleri ve tişörtleri vardı. Taksi şoförü, 'Kimsiniz, nerelisiniz? Hayırdır, ne işiniz var burada?' diye sorduğunda Türkiye'den geldiğimizi, buradan yola çıkarak Sumud Filosu’yla Gazze’ye doğru yola çıkacağımızı söyleyince taksici taksimetreyi kapattı ve 'Ben sizden para almam, alamam. Siz madem ki böyle kutsal bir yola çıkıyorsunuz, böyle hayırlı bir yola çıkıyorsunuz; ben size ne yapabilirim, nasıl yardımcı olabilirim? Evime götüreyim, misafir edeyim. Yemek yemiş misiniz?' dedi. İspanya’nın, İspanya halkının bu samimiyetini görünce gerçekten çok mutlu olduk." şeklinde konuştu.
"Gazze artık insanlığın ortak vicdan meselesi"
Filoda yaklaşık 102 ülkeden aktivistin yer aldığını ifade eden Demir, Gazze’nin artık sadece Filistinlilerin değil, insanlık vicdanının ortak meselesi hâline geldiğini söyledi.
İslam âlemine çağrıda bulunan Demir, "Sadece bu değil, filoda bize eşlik eden, öğrendiğim kadarıyla yaklaşık 102 ülkeden insanın Gazze’ye doğru yola çıkması ve hepsinin aynı duygulara, aynı samimiyete sahip olması; Gazze’nin kardeşleri olarak, onların derdiyle dertlenen, onlar için yüreği yanan bizler olarak o manzara karşısında çok etkilendik, umutlandık ve duygulandık. Bütün dünyaya mâl olduktan sonra hem Mescid-i Aksa’nın hem Kudüs’ün hem de tüm Filistin’in Allah’ın izniyle özgürleşeceğine inancımız tamdır. Bütün dünya Müslümanlarına seslenmek istiyoruz. Allah için en azından o filoda yola çıkan; dinimizden, dilimizden ve inancımızdan olmayan ama yüreği insanlar için yanan, vicdanı insan hakları için sızlayan o aktivistler kadar bizim de biraz yüreğimiz Gazze için yansın. Biraz o kardeşlerimize muhabbet besleyelim. Onların özgürlüğü için İslam âleminde herkes üzerine düşeni en asgari düzeyde bile yapsa, israil diye bir devlet olamaz. Gerçekten onun bu hadsizliği, bu pervasızlığı; ta Filistin’e bin kilometre kala Avrupa’nın ortasında gelip bize müdahale edebilme cüreti, İslam âleminin dağınıklığından, bir araya gelememesinden ve birbirimize olan muhabbetimizin azlığından kaynaklanıyor." ifadelerini kullandı.
"siyonizmin korktuğu şey ekonomik boykottur"
siyonizme karşı en etkili mücadelenin ekonomik boykot olduğunu vurgulayan Demir, boykotun süreklilik hâline getirilmesi gerektiğini belirtti.
Filodaki bazı aktivistlerin sigara içmesine rağmen ABD veya işgal rejimi menşeli ürünleri tercih etmediğini söyleyen Demir, "siyonizmin en rahatsız olduğu ve korktuğu şey ekonomik zayıflamaktır. Onların mallarını boykot etmemiz ve bunu süreklilik hâline getirmemiz gerekiyor. Yani bunu sadece bu savaştan dolayı değil, artık yaşamımızın her tarafına yerleştirmemiz gerekiyor. Onların mallarını almadığınız zaman bu yapı zayıflayacak. Biz almadığımız, yemediğimiz, içmediğimiz zaman bize bir şey olmaz ama alıp içtiğimizde kardeşlerimiz ölüyor. Bakın, bir örnek vereyim. O yola çıkan arkadaşlardan edindiğim izlenime göre birçoğu sigara içiyordu ama bir tane aktivistin hazır sigara ya da Amerika veya israil menşeli sigara aldığını görmedim. Sırf oraya para vermemek için hepsi tütün sarıyordu. Bu mallarını almama olayını bir süreklilik, yaşamımızın bir parçası hâline getirmemiz; birliğimizi, dirliğimizi, vahdetimizi kurmamız gerekiyor." dedi. (İLKHA)