Malumunuz olduğu üzere 20-21 Mayıs tarihlerinde; milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız,
kamu kurum temsilcilerimiz, oda başkanlarımız, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın
temsilcileriyle birlikte Suriye’nin Rakka ve Halep şehirlerine kapsamlı resmî temaslarda
bulunduk.
Gerçekleştirdiğimiz ziyaretle ilgili değerlendirmelerde bulunmak ve Şanlıurfa’mızın Suriye’nin
yeniden inşası sürecinde üstlenebileceği rolü ve ortaya koyduğu vizyonu paylaşmak istiyoruz.
Çünkü bu ziyaret; Şanlıurfa’nın geleceğine dair ortaya koyduğu tarihî vizyonun güçlü bir
adımıdır.
Artık bölgemizde yeni bir dönem başlamaktadır. Ticaret yolları yeniden şekillenmektedir.
Ekonomik dengeler yeniden kurulmaktadır. Şehirler yeniden pozisyon almaktadır.
Ve bu yeni dönemde Şanlıurfa’nın kenarda durma gibi bir lüksü yoktur. Çünkü; Şanlıurfa
bölgenin üretim merkezi olma potansiyeline sahip bir şehirdir. Ticaretin, lojistiğin ve bölgesel
kalkınmanın kavşak noktası olmaya adaydır. Tarih boyunca medeniyetlerin buluştuğu stratejik
bir merkezdir.
Bugün elimizde yeniden çok büyük bir fırsat vardır. Akçakale Sınır Kapısı’nın pasaportla
geçişe açılması bu anlamda tarihî bir eşiktir. Bu; ticaretin canlanmasıdır. Üretimin büyümesidir.
İstihdamın artmasıdır. Şanlıurfa’nın yeniden bölgesel ticaretin güçlü merkezlerinden biri hâline
gelmesidir.
Bu önemli sürecin oluşmasında ve Akçakale Sınır Kapısı’nın pasaportla geçişe açılmasında;
başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, İçişleri Bakanımız Sayın
Mustafa Çiftçi’ye, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz Sayın Bekir Bozdağ’a, AK
Parti İl Başkanımıza ve milletvekili arkadaşlarımıza şehrimiz adına teşekkür ediyorum.
Ayrıca gerçekleştirdiğimiz iki günlük Suriye temasları sürecinde desteklerini esirgemeyen;
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’a, Dışişleri Bakanımız
Sayın Hakan Fidan’a, Suriye Büyükelçiliğimize, Halep Başkonsolosluğumuza, koordinasyonda
büyük emeği olan Şanlıurfa Valiliğimize ve emeği geçen tüm kurumlarımıza teşekkür
ediyorum.
Rakka ve Halep’te gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde; valilikler, ticaret odaları, sanayi odaları
ve ziraat odaları yetkilileriyle kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Şanlıurfa’nın; üretim
gücünü, sanayi altyapısını, organize sanayi bölgelerini, tarımsal kapasitesini, genç nüfus
avantajını ve stratejik konumunu güçlü şekilde anlattık. Karşı tarafta da bu iş birliklerine
yönelik ciddi bir irade ve samimi bir yaklaşım gördük.
Özellikle şunu çok net gördük; önümüzdeki süreçte bölgede büyük bir ekonomik hareketlilik
yaşanacaktır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Dünya Bankası raporları da;
Suriye’nin yeniden inşası sürecinde 345 milyar dolar civarında çok büyük bir altyapı, üretim,
konut ve yatırım ihtiyacına dikkat çekmektedir.
İşte bu süreçte; Şanlıurfa’nın üretim gücüyle, lojistik avantajıyla, stratejik konumuyla aktif rol
alması hayati önemdedir. Çünkü önümüzdeki 50 yılın, hatta 100 yılın ekonomik altyapısı bugün
kurulmaktadır.
1 / 2Eğer bugün doğru adımları atarsak; Şanlıurfa sadece Türkiye’nin değil, bölgenin üretim, lojistik
ve ticaret merkezlerinden biri olacaktır. Eğer bugün ortak akılla hareket edersek; bu şehir
gençlerine iş kazandıracaktır. Yatırımcısına güç kazandıracaktır. Üreticisine yeni pazarlar
kazandıracaktır. Bununla beraber hem Rakka’nın hem de Halep’in sanayisi gelişecek, şehirleri
yeniden kalkınacaktır.
Biz meseleye sadece ticaret olarak bakmıyoruz. Biz meseleye şehir vizyonu olarak bakıyoruz.
Biz meseleye; sınırın her iki tarafı için de gelecek nesillerin meselesi olarak bakıyoruz.
Bu süreçte temel anlayışımız nettir: “Kazan-kazan” anlayışıyla hareket etmek.
Şanlıurfa kazanacak. Bölge kazanacak. Üreten kazanacak. Ticaret yapan kazanacak. Sanayi
tesisi kuran kazanacak. Halklarımız kazanacak. Ülkeler arasındaki kardeşlik kazanacak.
Çünkü biz biliyoruz ki; ekonomik kalkınma sadece rakamlardan ibaret değildir. Ekonomik
kalkınma; huzurdur. İstikrardır. Refahtır. Kardeşliktir.
Şunu özellikle ifade etmek isterim; konu Şanlıurfa olunca artık “sen-ben” deme lüksümüz
yoktur. Şanlıurfa diyorsak “biz” diyeceğiz. Ortak akılla hareket edeceğiz. Çünkü büyük
şehirler; bireysel hesaplarla değil, ortak hedeflerle büyür.
Siyasetin en önemli görevlerinden biri iş dünyasının önünü açmaktır. Bürokrasinin görevi
yatırımcının elini güçlendirmektir. Şehrin bütün dinamiklerinin görevi ise aynı hedefe
yürümektir. Eğer siyaset, bürokrasi, iş dünyası ve sivil toplum aynı hedefe yönelirse;
Şanlıurfa’nın önünde hiçbir engel duramaz.
Bu vesileyle heyetimizde yer alan kıymetli milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, oda
başkanlarımıza, kamu kurumlarımızın temsilcilerine, iş dünyamızın ve sivil toplum
kuruluşlarımızın temsilcilerine; şehir hassasiyetleri ve ortaya koydukları birlik ruhu için
teşekkür ediyorum.
Ayrıca iki günlük Suriye ziyaretimiz boyunca temaslarımızı ve görüşmelerimizi haberleştirerek
milletimize ulaştırdığınız için siz kıymetli basın mensuplarımıza da özellikle teşekkür
ediyorum. Şehrimizin gelişimi adına kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğunu
üstlenmeniz ve Şanlıurfa’nın geleceğine dair atılan her doğru adımın milletimize sağlıklı
şekilde ulaşmasına sunduğunuz katkı son derece kıymetlidir.
Şunu unutmayalım; tarih, fırsat geldiğinde cesaret gösteren şehirleri yazar. Ve bugün
Şanlıurfa’nın önünde tarihî bir fırsat vardır.
Biz bu fırsatı kaçırmamakta kararlıyız. Kazan-kazan anlayışı içerisinde Suriye ile iş birliğimizi
ilerletmeye devam edeceğiz.
Ve Allah’ın izniyle; Şanlıurfa’yı bölgenin yükselen yıldızı yapmak için var gücümüzle
çalışmaya devam edeceğiz.
Gerçekleştirdiğimiz temasların; Şanlıurfa’mız ve bölgemiz adına hayırlara vesile olmasını
diliyoruz.