Şanlıurfa'da sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla 7 Ekim dolayısıyla Filistin'e destek yürüyüşü gerçekleştirildi.
Ali Şelli Parkı'nda bir araya gelen katılımcılar, buradan Rabia Meydanı'na kadar yürüdü. Yürüyüşün ardından meydanda gerçekleştirilen programa geçildi.
Mehmet Uğraş'ın sunuculuğunu yaptığı programda Hamas Esir ve Şehit Birimi Sorumlusu Dr. Teysir Süleyman katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları Platformu adına hazırlanan basın açıklaması ASKON Şanlıurfa İl Başkanı Abdurrezzak Demir tarafından okundu.
“Mücadelemiz, direniş, protestolar ve boykotlar devam edecek”
Hamas Esir ve Şehit Birimi Sorumlusu Dr. Teysir Süleyman
Düzenlenen basın açıklamasında konuşan Dr. Teysir Süleyman, “Aksa Tufanı ne için oldu? Sorulara bir cevap alacaksınız, inşallah. israil, ne için savaşıyoruz ve ne için her zaman onların karşısında direniyoruz? Biz Aksa için, Filistin için ve bütün insanlık için, bütün ümmet için savaşıyoruz. Hatta ve hatta bu şehir için savaşıyoruz. Elbette biz de bu savaşa bir anlamda buralarda savunuyoruz. Evini, baymal edecek, çalacak, vatana verecek bir hırsız; sen onun evine girmeni beklersin, yoksa bununla savaşır, müdafaa mı edersin? Biz müdafaa ettik, onlarla savaştık, henüz evimize girmeden. Ve biz de bunun için sizinle beraber, aynı düşünce ve şuurla, beraber bütün bir ümmet için savaşıyoruz. Mücadelemizi bunun için veriyoruz. Birileri diyebilir, siz azsınız, gücünüz azdır, sayılarınız azdır. Burada İbrahim Aleyhisselam Nemrut'la tek başına savaşmadı mı? İbrahim Aleyhisselam, evet, tek başınaydı. Nemrut'la savaştı, putları kırdı, direndi ve savaşın sonuna kadar sürdürdü. Biz de tek başımıza, gücümüz de az olsa, Aksa için, ümmet için savaşmaya devam edeceğiz. Siyonistler, küçük büyük demeden hapishanelerini doldurup orada işkence yapıyor, öldürüyor, katlediyor ve Müslümanların gücünü de kıracak ve büyük bir eziklikle onları yeneceğim diyor. Biz de ona karşı direniyoruz. Peygamberler ezilirlerdi, öldürürlerdi, şehit edilirlerdi diye sahabe-i kiram da öyleydi. Fakat mücadelelerini bırakmadılar. Biz de herkese aynı şekilde, onların yolunda öylece direnişimize devam edeceğiz. Derler ki, bir gün gelir yorulursunuz, bir gün gelir oturursunuz, acıtırsınız, bir gün gelir bırakırsınız. Hayır, mücadelemiz devam edecek, devam edecek. Direniş de devam edecek, protestolar devam edecek, boykotlar devam edecek, mücadelemiz. Ve biteceksiniz dediler, bitersiniz, kurtulacaksınız dediler ve biz sadece biz değil, sizinle bütün bir ümmet adına, bütün bir ümmet adına mücadelemizi sürdürüyoruz. Birkaç gün sonra bitersiniz, teslim olursunuz dediler. 3 yıl oldu, direndik. İrademizde hiçbir kırıklık olmadı, gittikçe de güçleniyor irademiz. Netanyahu diyor ki, Filistinlileri buradan kovacağım, Müslümanları buradan kovacağım ve Müslümanların hiçbir burada kalmayacak. Ve biz de diyoruz ki, direnmeye devam edeceğiz. Kudüs, Filistin, Gazze özgürleşinceye kadar mücadelemi sürdürmeye devam edeceğim. Yahya Sinvar şehit oldu, geride bizim direnmemizi, bizim direnişimizi sürdürülmesini istedi. Ve her birimiz bir Sinvar, bir Ebu İbrahim olarak kendinizi ad edin. Ve biz sizinle, inşallah vadediyoruz ki, Allah'ın izniyle gelecek sene özgürleşmiş olarak buluşacağız.” ifadelerini kullandı.
“Amacımız yalnızca bir yılı anmak değildir”
Abdurrezak Demir
Düzenlenen basın açıklamasını okuyan Demir, “Bugün, modern tarihin en büyük vicdan kırılma ve uyanış noktalarından biri olan 7 Ekim Aksa Tufanı'nın yıl dönümünde; Filistin halkının onur mücadelesini selamlamak, işgalci Siyonist rejimin insanlık dışı soykırım ve terör politikalarını bir kez daha en gür sesimizle lanetlemek üzere meydanlardayız. Bugün burada, Batı merkezli ‘evrensel insan hakları' masalının Gazze enkazının altında nasıl kaldığını, küresel adalet düzeninin ilmek ilmek nasıl söküldüğünü ve tarihin akışının nasıl değiştiğini haykırıyoruz. Amacımız yalnızca takvim yapraklarını geriye sarıp bir yılı anmak değildir; Gazze'de yazılan destansı direnişi, Siyonizm'in maskesini düşüren barbarlığı ve tüm İslam âleminin, hepimizin omuzlarındaki ağır tarihi sorumluluğu not düşmektir.” ifadelerini kullandı.
“Filistin davası yeniden küresel siyasetin ve vicdanların merkezine yerleşmiştir”
Yıllardır unutturulmak istenen Filistin Davasının tekrar canlandığını ifade eden Demir, “Çok iyi biliyoruz ki 7 Ekim, sebepsiz bir patlama veya anlık bir sınır çatışması değildir. Onlarca yıldır kesintisiz süren sistematik işgale, mülksüzleştirmeye, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya uzanan saygısızlıklara ve Gazze halkına yıllardır uygulanan gayriinsani ambargoya karşı verilmiş meşru bir varoluş ve özgürlük çığlığıdır. Aksa Tufanı; teknolojinin, duvarların, uyduların ve istihbarat ağlarının arkasına sığınarak insanlığı esir almaya çalışan küresel kibrin kalesinde geri dönülemez bir gedik açmıştır. Dünyanın en gelişmiş askeri donanımlarına sahip olduğu iddia edilen işgalci ordunun, inanç, izzet ve kararlılık karşısında ne kadar kırılgan ve korkak olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Yıllardır ‘normalleşme' masallarıyla unutturulmak ve sessizliğe kurban edilmek istenen Filistin davası, bu hamleyle yeniden küresel siyasetin ve vicdanların merkezine yerleşmiştir. Gazze'de yaşananlara ilişkin açıklamada, “Bu vahşet çemberinde iki net tablo tarihe kazınmıştır: Bir yanda Batılı emperyalist güçlerin sınırsız askeri ve siyasi desteğini arkasına alan katil rejimin soykırımı; diğer yanda ise asırlara bedel bir sabırla direnen Gazze halkının eşsiz izzeti. Gazze, bütün dünyanın gözleri önünde topyekûn bir yalnızlığa itilmesine rağmen diz çökmemiş, tüm insanlığın onur kalesi olmayı sürdürmüştür. Yıkıntıların arasından yükselen o tok ve dik duruş; dev bütçeli orduların, süslü diplomasi masalarının ve sahte küresel güç dengelerinin meşruiyetini tek celsede silip süpürmüştür. Siyonist rejim ve hamileri Gazze'ye tonlarca bomba yağdırırken, aslında uluslararası hukukun ve küresel barış iddiasının son kırıntılarını da ateşe vermiştir. Ancak unutulmasın ki Gazze artık sadece coğrafi bir toprak parçası değil; küresel vicdanın, adalet arayışının ve insan kalabilmenin unvanıdır.” şeklinde konuştu.
“Gazze tarihinin en ağır insani krizlerinden birini yaşıyor”
Gazze'deki insani duruma da değinen Demir, “Bugün acı gerçek tüm çıplaklığıyla ortadadır: Gazze; açlığın, susuzluğun ve yıkımın insanlık dışı boyutlara ulaştığı, tarihinin en ağır insani krizlerinden birini yaşamaya devam etmektedir. Sözde ateşkes ve barış söylemlerine rağmen üzerlerine bombalar yağmaya devam eden, sivil altyapının tamamen çöktüğü Gazze'de; halkın hayatta kalabilmesi için hayati önem taşıyan un, temiz su ve tıbbi malzemelerin girişine hâlâ zalimce kısıtlamalar getirilmektedir. Sınır kapılarından geçen yetersiz yardım damlaları, milyonlarca masum insanın en temel insani ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır Ümmetin kalplerini hakikat ve ümmet bilinci etrafında birleştirsin; bizlere Mescid-i Aksa'nın özgürlüğe kavuştuğu, ezanların hürriyetle yankılandığı günleri görmeyi nasip eylesin. Siyonist rejim ne kadar yakıp yıkarsa yıksın; toprağını, izzetini ve Mescid-i Aksa'yı korumaktan vazgeçmeyen iman dolu bir halkı asla teslim alamayacaktır. Gazze'deki son çocuk özgürce gökyüzüne bakana, Mescid-i Aksa'nın üzerindeki işgal gölgesi tamamen kalkana ve küresel vicdanı esas alan adil bir dünya kurulana kadar; bizler buradayız, ayaktayız ve son nefesimize kadar Filistin halkının yanındayız. Kuşkusuz zafer yakındır ve zafer inananlarındır.” dedi.
Program, Karaköprü Müftüsü Sacid Emiri'nin yaptığı duanın ardından sona erdi. (İLKHA)