Mardin'de Aksa Tufanı'nın 3'üncü yıl dönümünde Gazze için yürüyüş düzenlendi

Mardin'de Aksa Tufanı'nın 3'üncü yıl dönümü münasebetiyle yüzlerce kişinin katılımıyla yürüyüş ve basın açıklaması düzenlendi. Etkinlikte Gazze'de yaşananlara dikkat çekilerek Filistin'e destek mesajları verildi.

Mardin merkez Artuklu ilçesinde Aksa Tufanı'nın 3'üncü yıl dönümü münasebetiyle yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi. Yüzlerce Mardinlinin katıldığı etkinlikte, Filistin'e destek ve işgalci rejime tepki sloganları atıldı.

Mardin Valilik Parkı'nda başlayan yürüyüş, Şakir Nuhoğlu Camii önünde sona erdi.

Etkinliğe konuşmacı olarak katılan Diyarbakır Eğitim Bir-Sen Başkanı Ramazan Tekdemir, İslam ülkelerinin Gazze konusunda sergilediği tutuma tepki gösterdi.

Tekdemir, Aksa Tufanı'nın ümmetin izzetini ve şerefini ayakta tutan bir operasyon olduğunu belirterek, Müslüman ülkelerin Gazze konusunda yeterli tavrı ortaya koyamadığını ifade etti.

“Gazze’de ateşkes’ dediler ama ateşi kesmediler"

Tekdemir, "Aksa Tufanı gibi ümmetin izzetini, maslahatını, şerefini ayakta tutan bir operasyon başladığında, arkasından tek tek sıra halinde koro halinde israilin yanında yer alan Batı emperyalist devletler gelince, ne yazık ki Gazze’ye bir tek devlet temsilcisi bile gidemedi. 57 Müslüman devlet arasında hâlâ rehavet bir asır sonra aynı durum devam ediyor. ‘Gazze’de ateşkes’ dediler, ama ateşi kesmediler, Gazze’nin sesini kestiler. Ateşi kesmediler, ama Filistin davasını satmayı hedefleyen bir ihale anlaşmasına evet dediler. israil ile ilişki eşittir Filistin’e ihanettir. israil ile ilişki, Filistin’e ihanettir!" dedi.

Gazze'deki durumun ateşkes söylemlerine rağmen ağırlaştığını dile getiren Tekdemir "Sözde belli kesimler üzerinden geçen zamanda Gazze’de bin 435 kardeşimiz katledildi. israil, sözde bazı alanlar belirledi ve buraların sınırına ‘Sarı Hat’ dediği betonlar ördü. Ateşkesten önce bu hat, kontrol ettiği alanın yüzde kırk beşi kadardı; ama bugün 7 Ekim itibarıyla söz konusu sınırlar -yani israilin denetimine geçen yerler -yüzde 87’yedayandı. Gazze’deki kardeşlerimiz bir avuç sahil şeridine hapsedildi. Nerede ateistler? Nerede aracı devletler? Nerede hepsi? Her yer Gazze, her yer direniş! Her yer Gazze, her yer!" diye belirtti.

İslam ülkelerinin ulus-devlet sınırlarını aşamadığını savunan Tekdemir, şu ifadelere yer verdi:

"Ne yazık ki bugün İslam devletleri kabilecilik sınırlarını aşamıyor. Kabile devletlerinde olduğu gibi, kendi kabilelerinin çıkarını korumakla yetiniyorlar. Bugün de İslam devletleri, ancak ulus-devlet çıkarlarını temel alan, dar sınırlar içinde kararlar verebiliyor. Oysa İslam ümmeti bunun çok ötesindedir; İslam’ın bir şurası, bir ufku vardır. Batı, tüm planlarının ve küresel örgütlenmesinin temeline İslam dünyasıyla kuracağı büyük mücadeleyi koydu. Siyonist israilin hiçbir sınırsız tanımadığı, her türlü vahşeti sergilediği şu saatte, İslam devletleri ancak zillet ve miskinlik sergiliyor. Bir kısmı hariç, bugün İslam devletleri tam bir edilgenlik, teslimiyetçilik ve mutlak bir hiçlik içinde. Kendilerine dayatılanlara karşı bir duruş, bir irade ortaya koyamıyorlar. Neden mi? Çünkü İslam ülkeleri bir bütün olarak, İslam medeniyeti maalesef derin bir bilinç ve hassasiyet kaybı yaşıyor."

Basın açıklamasını okuyan Mardin Sivil Toplum Kuruluşları Dönem Sözcüsü Kadir Üründü ise Gazze'de yaşananların yalnızca Filistin'in değil, bütün insanlığın meselesi olduğunu belirtti.

Üründü, "Bu akşam yalnızca bir ülkenin, bir milletin yaşadığı acıyı dile getirmek için değil; ümmetin ve dahi bütün insanlığın vicdanına sorumlulukları bir kez daha hatırlatmak üzere toplandık. Gazze’de ve Filistin’de yaşanan zulme karşı ortak vicdanın ve adalet sesini yükseltmek için buradayız. Bugün Aksa Tufanı’nın 3’üncü yıl dönümünü geride bırakıyor, 4’üncü yıl dönümüne giriyoruz. Aslında her şey 7 Ekim’de başlamadı, 7 Ekim’den sonra acılar büyüdü, insanlık her geçen gün biraz daha can çekişir oldu. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşananlar, insanlık tarihinin en ağır trajedilerinden biri olarak önümüzde duruyor." dedi.

Gazze'de sivillerin hedef alındığını belirten Üründü "Gazze’de evler, binalar yıkıldı, hastaneler bombalandı, okullar hedef alındı. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, sağlık çalışanları ve gazeteciler katledildi. Ve ne acıdır ki bütün bunlar tüm dünyanın gözleri önünde, canlı yayında gerçekleşti. Milyonlarca insan evinden edildi. Açlık, susuzluk ve ilaçsızlıkla ölüme mahkum edildi. Aksa Tufanı’ndan sonra resmi verilere göre, 22 bin çocuk katledildi, bunlardan binden fazlası daha dünyaya gelmeden önce anne karnında katledildi. On binlerce çocuk ise saldırılarda yaralanıp uzuvlarını kaybederek ampute oldu. Gazze’de yaşananları yalnızca rakamlarla anlatmak mümkün değildir." ifadelerini kullandı.

Gazze'deki saldırıların canlı yayınlarla dünyanın gözü önünde izlendiğine dikkat çeken Üründü, şöyle konuştu:

"Orada zikredilen her rakamın bir adı, bir annesi, bir babası, bir çocuğu, bir hikâyesi var. Bir çocuğun yarım kalan oyunu, bir annenin evladına sarılamaması, bir babanın ailesini koruyamamanın acısıdır Gazze’de yaşananlar. İnsanlık, tarihte belki de ilk kez bir soykırımın görüntülerini anbean izledi. Bombaların düştüğünü, hastanelerin vurulduğunu, çocukların enkaz altından çıkarıldığını gördü. Buna rağmen uluslararası sistem, yaşanan vahşeti durduramadı. Hatta sözüm ona bazı ülkeler, israil’e siyasi, askeri ve ekonomik desteklerini sürdürüyor. Tarihe şu notu bir kez daha düşmek isteriz ki bu tablo, yalnızca israilin değil, zulüm karşısında sessiz kalan uluslararası düzenin de ağır bir sınavıdır."

Üründü, Gazze'de yaşananların sorumlularının yargılanması gerektiğini belirterek "Bizler Mardin halkı ve STK Platformu olarak, bu sınavda tarafımızı buradan bir kez daha açıkça ilan ediyor ve diyoruz ki biz ilk gününden olduğu gibi mazlumun yanındayız. Biz Gazze’nin çocuklarının yanındayız. Biz, Gazzeli, Filistinli, Batı Şerialı kardeşlerimizin, adaletin ve insanlığın yanındayız. Gazze’de işlenen suçların cezasız kalmasını kabul etmiyoruz. Katiller sürüsü israilin işlediği suçların üzerinin siyasi hesaplarla örtülmesine razı değiliz. Uluslararası hukuk herkes için varsa israil için de vardır. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kim tarafından işlenirse işlensin soruşturulmalı, sorumlular bağımsız ve adil mahkemeler önünde hesap vermelidir." ifadelerini aktardı.

Üründü, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:

"Netanyahu ve savaş suçlarından sorumlu İsrail’in yöneticileri, alkışlanacak isimler değil; adalet önünde hesap vermesi gereken haydut suçlulardır. Batı Şeria’da Filistinlilerin evlerine, topraklarına ve hayatlarına yönelik saldırılar sürerken; Gazze’de ateşkesin gölgesinde dahi Filistinliler öldürülmeye devam ederken bütün bu yaşananları sessiz sinema gibi izlemekle yetinilmemeliyiz. Susmamalıyız. Çünkü bizler biliyoruz ki; mesele yalnızca Gazze değildir. Mesele, insanlığın zulüm karşısındaki sessizliğidir. Mesele, güçlü olanın hukuku belirleyip belirleyemeyeceğidir. Mesele, ölen çocukların milliyetine, diline, dinine, coğrafyasına bakılmaksızın yaşama hakkının savunulup savunulmayacağıdır. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Filistin yalnız değildir."

Program, Mardin Artuklu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdurrahman Ensari'nin yaptığı dua ile sona erdi. (İLKHA)