Sumud aktivistlerinden Öylek: mücadelemiz israil yıkılıncaya kadar Filistin özgür oluncaya kadar devam edecek
Ankara’da düzenlenen programda konuşan Sumud Filosu aktivisti Nevzat Öylek, Gazze ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan sivil filonun uluslararası sularda işgal rejiminin müdahalesine maruz kaldığını belirterek, yaşananların siyonizmin küresel tehdit boyutunu bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı....
Ankara Filistin Dayanışma Platformu öncülüğünde Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Memur-Sen Ankara İl Temsilcisi ve Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Nevzat Öylek, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan filonun, uluslararası sularda israilli güçler tarafından müdahaleye uğradığını söyledi.
Öylek, "Değerli Filistin dostları; Malumunuz, 6 Nisan’da Ankara’dan Global Sumud Filosu’na dâhil olmak üzere İspanya’ya hareket ettik. Barcelona’ya gittik. Orada dâhil olduğumuz eğitimlerin ardından, 15 Nisan Çarşamba günü İspanya’dan hareket ettik. Bir İtalya durağımız oldu. İtalya durağından da 26 Nisan’da hareket ettik. Amacımız; Gazze’ye, silahsız sivillerden oluşan, insani yardım kapsamında ilaç, çocuk maması ve kırtasiye malzemeleri bulunan teknelerle ulaşarak, Gazze’ye yönelik acımasız ablukayı sivil bir inisiyatif olarak denizden kırmaktı." dedi.
"Bu filoların israilde oluşturduğu rahatsızlığın etkisiyle kamuoyunda daha fazla gündem oldu"
Ablukayı kırmak için yıllardır girişimlerin devam ettiğini söyleyen Öylek, "Bu yolculuk, aslında denizden bu ablukayı kırma girişimiydi. Daha önce de birçok kez denendi. 2007 yılından sonra defalarca denendi. 19 kez denenen bu girişimin yirmincisiydi. Bunlar irili ufaklıydı; kimi çok ses getirdi, kimi daha az gündem oldu. Fakat her yeni filo, her abluka kırma girişimi; öncekilerin tecrübesi ve bu filoların israilde oluşturduğu rahatsızlığın etkisiyle kamuoyunda daha fazla gündem oldu. Katılımcı sayısı arttı, gemi sayısı arttı. Dolayısıyla israili rahatsız etme boyutu da büyüdü. Bu filoda planlanan gemi sayısı yüzü aşkındı. Ancak dünya kamuoyunun, küresel vicdanın desteğiyle bu sayı 120’yi aştı ve 1000’den fazla aktivist katıldı. Akdeniz’de ilerlerken, Avrupa’nın merkezinde sayılabilecek, israilden yaklaşık 600 mil uzakta bir noktadaydık. israilin, her zaman dile getirdiğimiz o haydutça ve teröristçe tavrının aslında bizim israil terörizmin sınırı yok şeklinde bir kanaatimiz zaten vardı. Ancak bu kadar uzakta filomuza müdahale edileceğine dair bir kanaatimiz yoktu. Filo yöneticileri ve katılımcılar olarak böyle bir müdahale beklemiyorduk." ifadelerini kullandı.

"Katılımcılar olarak teröristçe, haydutça ve korsanca bir tavırla karşılaştık ve filomuz kesintiye uğradı"
Tamamıyla sivil bir filoya yapılan saldırının teröristçe ve haydutça bir tavır olduğunu aktaran Öylek, "Uluslararası sularda, birazdan detaylarını paylaşacağım şekilde, insanlık dışı bir muameleye maruz kaldık. Katılımcılar olarak teröristçe, haydutça ve korsanca bir tavırla karşılaştık ve filomuz kesintiye uğradı. Aslında Global Sumud Filosu ne yapmaya çalışıyor? Bunun kamuoyu tarafından bilinmesi ve anlaşılması gerekir. Her geçen gün de bu daha iyi anlaşılıyor ve destek artıyor. israili, 600 mil uzaklıkta bile müdahale etmeye sevk edecek ölçüde rahatsız etmesi, bu filonun ne kadar önemli ve etkili olduğunu göstermektedir. Katılımcılar tamamen silahsız ve sivildir. Bu filonun arkasında herhangi bir devlet yoktur. Destek veren devletler olabilir, ancak filo tamamen sivil bir girişimdir." şeklinde belirtti.
"30’dan fazla yaralı aktivist şu anda Yunanistan’da tedavi altındadır"
Konuşmasının devamında Öylek, şunları aktardı:
"Müdahale sırasında derdest edilen arkadaşlarımızın bir kısmının üzerinde montu, hırkası dahi yoktu. Kimisi ayakkabısını bile giyememişti; kimisi terlikleydi, kimisi yalın ayaktı. Hiçbir silah yoktu. Buna karşılık, karşımızda tam donanımlı, teçhizatlı bir ordu vardı. Filoya ait gemiler etrafımızı sararak kuşatma oluşturdu. Girit’e yakın bir noktada müdahale edildi. Daha sonra israile ait bir askeri gemiye, muhtemelen bu filo için hazırlanmış, cezaevi niteliğinde bir gemiye botlarla nakledildik. Etrafı dikenli tellerle çevrilmişti, konteynerler yerleştirilmişti. Normal şartlarda 8-10 kişinin kalabileceği konteynerlere 40-50, hatta 60 kişi tıkış tıkış dolduruldu. Kadınlı erkekli, bırakın yatmayı ya da oturmayı, ayakta durmanın bile zor olduğu koşullardı. Yapılan aramalar ve uygulanan fiziki şiddet son derece ağırdı. İstanbul’da adli mercilerle de bunları paylaştık. Maruz kaldığımız muamele, tam anlamıyla bir terör örgütünün uygulayacağı türdendi. Ters kelepçe ile saatlerce dizüstü şekilde yerde tutulan, pislik içinde bırakılan, şiddet ve işkenceye maruz kalan arkadaşlarımız oldu. Bu kişilerden 30’dan fazlası şu anda Yunanistan’da tedavi altındadır. Ağır darbe alanlar vardı. Ayrıca iki arkadaşımız alıkonularak esir olarak götürüldü."

"Dikkat çekmek istediğimiz konu Gazze’deki abluka ve Filistin’de yaşananlardı"
Amaçlarının Filistin gündemde tutmak olduğunu belirten Öylek, "Yaşadıklarımızı uzun uzun anlatabiliriz. Ancak biz bu hikâyenin öznesi değiliz. Biz bir amaç uğruna yola çıktık. Dikkat çekmek istediğimiz konu Gazze’deki abluka ve Filistin’de yaşananlardı. Ancak daha geniş perspektiften bakıldığında, az önce Ramazan Başkan ve Özkan Başkan’ın da ifade ettiği gibi, israilin dünya ve insanlık için ne denli büyük bir tehdit olduğunu canlı şekilde kamuoyunun gündemine taşımayı hedefledik. Bu yönüyle bakıldığında, uluslararası sularda, israilden 600 mil uzakta gerçekleştirilen bu müdahale; aslında kamuoyu oluşturma açısından bir fırsat olarak da değerlendirilebilir. Avrupa, Rusya’yı kendisi için bir tehdit olarak görürken... Aslında israilin sadece kendi bölgesi için değil; sadece Türkiye için değil, İslam coğrafyası için değil, aynı zamanda Avrupa için de büyük bir tehlike ve tehdit olduğu gerçeğini bütün dünyanın, özellikle Avrupa’nın görmesi açısından bu bir fırsattır. Bunu değerlendirmemiz gerekir." diye konuştu.
'Yeryüzü boşaldı da habersiz miyiz? Güneşe göç var da kalan biz miyiz?'
"Nihayetinde amacımız Gazze’ye ulaşmak, insani yardımı ulaştırmak ve ablukayı kırmaktı." diyen Öylek, devamında şunları aktardı:
"Aynı zamanda dünya kamuoyunun dikkatini bu insanlık krizine bir kez daha çekmekti. Peki, bunu başarabildik mi? Bir nebze başarabildiğimizi düşünüyoruz. Çünkü Gazze sahillerinde video çekip 'Sizi bekliyoruz, Sumud Filosu' diyen o küçük kardeşlerimizin sesini hâlâ hissediyorum. 'Bu sesimizi duyan yok mu, yaşadıklarımızı gören yok mu?' dercesine yükselen o çığlık, o yalnızlık isyanı… 'Yeryüzü boşaldı da habersiz miyiz? Güneşe göç var da kalan biz miyiz?' der gibi haykıran kardeşlerimizin sesi, filo vesilesiyle yeniden dünya gündemine geldi. Bu yönüyle amacımıza kısmen ulaştığımız kanaatindeyim."

"Mücadele alanını genişletmek zorundayız"
Öylek, "Şöyle de düşünmek gerekir: Eğer israilli güçler, 70’ten fazla ülkeden gelen silahsız aktivistlere bunu yapabiliyorsa, Filistin’deki, zindanlardaki kardeşlerimize neler yapabileceklerini anlamak ve empati kurmak açısından da bu süreç bizim için önemli bir tecrübe oldu. Bu vesileyle siyonizmle mücadele stratejilerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Evet, bu girişimler 19 kez denendi, tam anlamıyla başarı sağlanamadı. Ancak her deneme yeni bir tecrübe kazandırdı. Nasıl ki Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederken aynı noktaya sürekli atış yaparak surlarda gedik açmayı başardıysa, bizim de bu filolarla sivil inisiyatif olarak israilin bu acımasız ablukayı delme konusundaki ısrarımızı sürdürmemiz gerekir. Bununla birlikte stratejimizi genişletmeliyiz. Sosyal medya bunun bir boyutudur, boykot bunun bir boyutudur. Mücadele alanını genişletmek zorundayız. Sivil toplum kuruluşlarımızın meselenin ciddiyetinin farkında olması gerekir. Devletler bazen dengeleri gözetmek durumunda kalabilir; ancak sivil toplumun böyle bir sınırlaması yoktur." dedi.
'Katil israil, Filistin’den defol'
Konuşmasının devamında Öylek, "Türkiye özelinde şunu da ifade etmek gerekir: Girit’te Yunan polisine teslim edildiğimiz andan itibaren devletimizin gücünü hissettik. Yunan polisleri işlemleri hızlandırmak için çaba gösteriyordu ve 'Türk büyükelçiliğinden ve konsolosluğundan yoğun baskı var, lütfen işlemleri hızlı yapalım' diyorlardı. Bunu başka bir ülke için söylemediler. Bu, takdir edilmesi gereken bir durumdur. Ancak Girit’e geldiğimizde, pasaportlarımızın iadesi sürecinde bilinçli bir geciktirme olduğunu düşündük. Havaalanına intikalimiz geciktirildi. Bunun üzerine otobüslerden indik ve yaklaşık 5 kilometrelik mesafeyi yürüyerek kat ettik. 'Katil israil, Filistin’den defol', 'Özgür Filistin' sloganlarıyla, esir alınan kardeşlerimiz için sloganlar atarak havaalanına yürüdük. Avrupa’nın merkezinde bu aktivistler bunu göze aldı ve gerçekleştirdi. Havaalanına vardığımızda büyükelçimiz bizi karşılıyordu. İki yüze yakın ülke içerisinden, büyükelçisiyle aktivistlerini karşılayan tek ülke Türkiye oldu. Bu da hakkını teslim etmemiz gereken önemli bir husustur." ifadelerine yer verdi.

"Eğer hâlâ Tarım Kredi Kooperatiflerinde boykotlu ürünler satılıyorsa, yapılması gerekenler vardır"
STK'ların yaptığı gibi devletinde yapması gerekenlerin olduğunun altını çizen Öylek, "Ancak diğer taraftan şunu da açıkça ifade etmemiz gerekir: Sivil toplum kuruluşları olarak bizim yapmamız gerekenler olduğu gibi, devlet olarak yapılması gerekenler de vardır. Eğer hâlâ Tarım Kredi Kooperatiflerinde boykotlu ürünler satılıyorsa, yapılması gerekenler vardır. Devlet Malzeme Ofisi’nin satış platformlarında boykotlu ürünler yer alıyorsa, yapılması gerekenler vardır. Evet, Türkiye’den israile doğrudan uçuş yok, israilden Türkiye’ye de yok. Ancak hava sahamız üzerinden israile uçuşlar devam ediyorsa, bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Bu hatlardan kazanılan gelirlerin hiçbir anlamı yoktur, eğer bu süreç devam ediyorsa. Eğer hâlâ bazı hatlar üzerinden israile petrol akışı söz konusuysa, yapılması gerekenler vardır. Eğer halen çifte vatandaşlar hem Türk hem israil vatandaşı olduğu gerekçesiyle israilde soykırım yapıp burada elini kolunu sallayarak israil için etki ajanlığı yapanlar aramızda geziyorlarsa demek ki halen yapmamız gerekenler var. Burada bireysel olarak hepimizin sorumlulukları vardır. Sivil toplum kuruluşlarının sorumlulukları vardır. Ancak devletin, siyasetin ve bürokrasinin de yerine getirmesi gereken görevler bulunmaktadır. Biz, yapılanları da yapılmayanları da görüyoruz ve sivil toplum kuruluşları olarak bunları bıkmadan, usanmadan dile getirmeye devam edeceğiz, inşallah." şeklinde belirtti.
"İki arkadaşımız esir alındı"
Öylek, "İki arkadaşımız esir alındı. Bu iki arkadaşımızın esir alınması, belki de önemli bir gerçeğe dikkat çekmemize vesile olmalıdır. Filistin zindanlarında 9 bine aşkın esir bulunmaktadır ve bu insanlar, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde çıkarılmış, sadece Filistinlilere uygulanan bir yasayla idam edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu iki arkadaşımızın durumu vesilesiyle, Filistin zindanlarındaki tüm kardeşlerimizin özgürlüğü için yürütülen mücadeleyi de daha güçlü şekilde gündeme getirmemiz gerekmektedir. Bu konuda sorumluluklarımız vardır." dedi.

"Siyonizmle, emperyalizmle ve kapitalizmle mücadelede en önemli mevzi Türkiye’dir"
Teşekkür edilmesi gerekenlerin olduğunu söyleyen Öylek, "Devletimize ve devlet yöneticilerimize teşekkür ediyoruz. İspanya’da eğitimlere katıldığımız günden itibaren, oradaki katılımcıların da defalarca dile getirdiği bir husus vardı. Mücadelenin organizasyon öncülerinden ve yöneticilerinden Brezilyalı Tiago, birçok özel toplantıda hem bize hem de diğer katılımcılara şu ifadeyi kullandı: 'Siyonizmle, emperyalizmle ve kapitalizmle mücadelede en önemli mevzi Türkiye’dir.' Türkiye, bu öncü rolünün hakkını çoğu zaman vermiştir ve Türkiye’den beklenti büyüktür. Bu sözler elbette önemli ve değerlidir; ancak beraberinde ciddi bir sorumluluk da getirmektedir. Hem devlet yöneticileri açısından hem de Türkiye’de yaşayan halklar ve sivil toplum kuruluşları açısından daha fazla çalışmayı gerektirmektedir." diye konuştu.
"Türkiye’de Filistin meselesi ve israil sorunu hâlâ dar bir çevrenin meselesi olmaktan öteye geçememiştir"
Konuşmasının devamında Öylek, şunları kaydetti:
"Devlet yöneticilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve bu aktivistlere teşekkür ediyoruz. Gerçekten canlarını ortaya koyarak bu sürece katıldılar. Çünkü saldırı anında, teknelere botlarla müdahale edildiğinde, her birimizin üzerine lazerle nişan alındı. Örneğin bizim teknemize ateş açıldı, camlar kırıldı ve hepimiz üzerimizde o lazer işaretlerini gördük. Bir İngiliz kaptanımız vardı; neredeyse denize düşüyordu, son anda müdahale ederek kurtarabildik. Katılımcılar arasında Müslüman olanların sayısı azdı. Ancak vicdan sahibi olmanın, sadece Müslüman olmaktan öte, insan olmanın en önemli vasıflarından biri olduğunu orada çok net gördük. İnsanlar büyük bir adanmışlıkla, fedakârlıkla ve dayanışma ruhuyla hareket ediyordu. Bu nedenle, vicdan sahibi insanların ülkemizde daha aktif hâle gelmesi için ekstra çaba göstermemiz gerekiyor. Türkiye’de Filistin meselesi ve israil sorunu hâlâ dar bir çevrenin meselesi olmaktan öteye geçememiştir. Oysa bu konuyu kendi arkadaş çevremizde, iş ortamımızda, ailemiz içinde, apartmanımızda daha fazla gündeme getirmemiz gerekiyor."

"Biz hâlâ Hacı Bayram-ı Veli Camii çevresinde boykotlu ürünlerin satışını engelleyebilmiş değiliz"
Boykotun tüm yönleriyle devam etmesi gerektiğini belirten Öylek, "Bir örnek vermek istiyorum: İnsanlara, israil bayrağındaki üst ve alt çizgilerin sembolik olarak Fırat ve Nil’i temsil ettiğini, yani topraklarımızı da kapsayan bir işgal projesine işaret ettiğini anlattığımda, ilk başta ilgi görmediğini fark ettim. Ancak biraz daha anlatınca dikkatlerini çekti. Demek ki bu konuyu sürekli gündemde tutmak gerekiyor. Öğretmenlerin öğretmenler odasında, memurların ofislerinde, esnafın komşu esnafa bu konuyu anlatması gerekir. Biz hâlâ Hacı Bayram-ı Veli Camii çevresinde boykotlu ürünlerin satışını engelleyebilmiş değiliz. Sincan gibi muhafazakâr bir ilçede, 7 Ekim’den sonra McDonald's, Starbucks ve Burger King şubelerinin açıldığına şahit oldum. İki yıl içerisinde bu gerçekleşti. Bu da yapılması gereken çok şey olduğunu gösteriyor. Bu tür çalışmalar bir taraftan devam ederken, her birimizin kendini bu davaya daha fazla adaması gerekir. Necmettin Erbakan hocamızın da ifade ettiği gibi, israil ancak güçten anlar. Bu gücün en önemlisi ekonomik güçtür. Ekonomik gücün en kritik noktası ise boykottur. Herkesin filoya katılma imkânı olmayabilir; ancak boykot konusunda herkesin yapabileceği bir şey mutlaka vardır. Bu, bireysel sorumluluğumuzdur." dedi.
"Sumud Filosu yoluna devam edecektir"
Bundan sonra ne olacağıyla ilgili de Öylek, şunları aktardı:
"Sumud Filosu yoluna devam edecektir. Teknelerimizden 22’si alıkonuldu. İnşallah 70’ten fazla gemi onarılacak ve yeniden yola çıkacaktır. Allah’ın izniyle bu denemeler, abluka kalkıncaya kadar sürecektir. Biz katılırız ya da katılmayız, yeni katılımcılar olur. Daha önce bu görevi üstlenenler oldu, bu sefer nöbet bizdeydi. Bundan sonra da başkaları devralacaktır. Ancak bu girişimler hem israili rahatsız eden hem de maliyetli süreçlerdir. Bu nedenle maddi ve manevi desteklerimizi esirgemememiz gerekir."

"Sosyal medyayı daha etkili kullanmalıyız"
Basına büyük görev düştüğünün dile getiren Öylek, "Sosyal medyayı daha etkili kullanmalıyız. Ne yazık ki hiçbir paylaşım yapmayan, sadece özelden mesaj atan insanlar da var. Ama sosyal medyalarına baktığımızda Filistin'le ilgili hiçbir paylaşımları yok. Oysa bugün en önemli mücadele alanlarından biri sosyal medyadır. Eğer bu alanı kullanmayacaksak, ne için kullanacağız? Dolayısıyla bu çok boyutlu mücadelenin her aşamasında hepimize görev düşmektedir. Ben, her birinizin desteğini ve duasını yakından hissettim. İnşallah mücadelemiz israil yıkılıncaya kadar Filistin özgür oluncaya kadar devam edecek. Buna yürekten inanıyoruz. Dualarımız ve temennilerimiz bu yöndedir. Allah hepinizden razı olsun. Katılımınızdan dolayı teşekkür ediyoruz." dedi.
"Ankara’nın daha önce hiç şahit olmadığı büyüklükte sivil toplum yürüyüşleri ve mitingleri, 7 Ekim sonrası dönemde yapıldı"
Son olarak Öylek, "Şimdi, Ankara’daki eylemler zaman zaman çok güçlü şekilde gerçekleştirildi. Hatta Ankara’nın daha önce hiç şahit olmadığı büyüklükte sivil toplum yürüyüşleri ve mitingleri, 7 Ekim sonrası dönemde yapıldı. 100 binlerle ifade edilen katılımlar oldu. Ancak biz de zaman zaman tereddüt yaşadık. Bazı eylemler küçük katılımlı olduğunda moralimiz bozuldu, motivasyonumuz düştü. Fakat Sumud Filosu organizatörlerinden Brezilyalı Tiago’nun eğitimlerde 'Katil israil, Filistin’den defol' sloganını Türkçe olarak söylemesi ve herkesin buna eşlik etmesi bize önemli bir şeyi gösterdi. Şunu gördük: 'Acaba yaptığımız eylemlerin bir karşılığı var mı?' sorusunun cevabı aslında nettir. Evet, var. Küresel vicdanda bunun karşılığı var. ABD Büyükelçiliği önünde yaptığımız eylemlerin, yürüyüşlerin etkisi; Türkçe atılan sloganların okyanus ötesinde, Amerika kıtasında, Latin Amerika’da dahi bilinmesi ve duyulması, bu eylemlerin boşa olmadığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle yapılan her çağrıya kulak vermeliyiz. Çevremizdeki insanları da bu eylemlere davet etmeliyiz. Çünkü bu eylemler, oradaki Müslümanlar için büyük bir moral ve motivasyon kaynağıdır. Aynı zamanda israili de ciddi şekilde rahatsız etmektedir. 'Katil israil' sloganının Türkçe olarak dile getirilmesi, bu mücadelenin öncülüğünde Türkiye’nin sembolik bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle bunun önemli olduğunu düşünüyor ve özellikle paylaşmak istedim." ifadelerine yer verdi.
Program soru cevap şeklinde devam etti. (İLKHA)
Kaynak: 530039



HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.