Ankara'da Gazze için "Özgür Filistin" yürüyüşü düzenlendi
Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) tarafından, Gazze'de yaşananlara dikkat çekmek ve Filistin halkıyla dayanışma göstermek amacıyla düzenlenen "Gazze İçin Özgür Filistin Yürüyüşü", yoğun katılımla gerçekleştirildi....
7 Ekim Aksa Tufanının üçüncü yıl dönümünde düzenlenen yürüyüş, Kocatepe Camii önünde başladı. Katılımcılar, ellerinde Filistin bayrakları ve çeşitli dövizlerle Melike Hatun Camii’ne kadar yürüdü.
ANFİDAP tarafından 4-10 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen "Özgür Filistin Haftası" kapsamında düzenlenen programda, Gazze’de yaşananlara dikkat çekilerek Filistin halkına destek mesajları verildi. Yürüyüşün ardından Melike Hatun Camii önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
Basın açıklaması öncesinde Araştırma ve Kültür Vakfı Başkanı Metin Mahitapoğlu bir konuşma yaptı.
Mahitapoğlu, Gazze’de yaşananların insanlık vicdanını yaraladığını belirterek Filistin halkıyla dayanışmanın önemine dikkat çekti.
"Sözün bittiği, hukukun çöktüğü yerdeyiz: 3 yıllık soykırıma ve asırlık işgale karşı kıyamdayız!"
Ardından ANFİDAP adına Ankara Peygamber Sevdalıları Dernek Sözcüsü Mustafa Karakaş tarafından okundu.
"Sözün bittiği, hukukun çöktüğü yerdeyiz: 3 yıllık soykırıma ve asırlık işgale karşı kıyamdayız!" diyen karakaş, "Bugün 7 Ekim. Tam üç yıl önce başlayan Aksa Tufanı ile birlikte siyonist terör şebekesinin Gazze’de başlattığı topyekûn soykırım, aralıksız üçüncü yılını geride bıraktı. Ancak altını çizerek haykırıyoruz: Bu vahşet yalnızca 3 yıllık bir katliam değil; 1917 yılından bu yana bir asrı aşkın süredir Filistin topraklarını adım adım gasp eden sistematik bir işgal ve soykırım politikasıdır. Resmî verilere göre 80 bine yakın masum sivil; çocuk, kadın, yaşlı demeden vahşice katledilmiştir. Enkazların altında cenazesine dahi ulaşılamayan on binlerce Gazzeli insanımız yatmaktadır. Ağır iş makinelerinin girişine dahi izin vermeyen, yaralıların tedavi edilmesini engelleyen, gıdayı, suyu ve ilacı bir silah olarak kullanan terör şebekesi; hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve yardım konvoylarını yerle bir etmiştir. Taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmayan bu vahşet, modern dünyanın gözleri önünde canlı yayınlarla icra edilmiştir." dedi.
"Uluslararası hukuk ve sözde küresel adalet mekanizmaları Gazze enkazının altında kalmış, meşruiyetini tamamen yitirmiştir"

Hukukun ve uluslararası düzenin iflas ettiğinin altını çizen Karakaş, "Uluslararası hukuk ve sözde küresel adalet mekanizmaları Gazze enkazının altında kalmış, meşruiyetini tamamen yitirmiştir. 10 Ekim 2025 tarihinde Katar, Mısır, Türkiye ve ABD arabuluculuğunda varılan ateşkes mutabakatına rağmen işgal rejimi hiçbir kural tanımamış, taahhütlerini çiğneyerek cinayetlerine pervasızca devam etmiştir. Saldırganlığını yalnızca Gazze ile sınırlı tutmayan bu şebeke; işgal altındaki Batı Şeria’da da aynı soykırımı tekrarlayacağını pervasızca ilan etmekte; Suriye, Lübnan, Yemen ve İran’a saldırarak tüm bölgeyi ateşe atmaktadır. Bu soykırımın bir numaralı faili Netanyahu’nun hâlâ Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıkarılması küresel bir utanç vesikasıdır. 70 devlet temsilcisinin salonu terk ederek yüzüne vurduğu tokat, bu katilin ait olduğu yerin uluslararası diplomasi salonları değil, mahkeme salonları ve sanık sandalyesi olduğunu tescillemiştir. Bu barbarlığın arkasındaki en büyük cüret ise hiç şüphesiz Siyonist çeteye silah, mühimmat ve siyasi kalkan sağlayan emperyalist ABD yönetiminin suç ortaklığından beslenmektedir." ifade etti.
"Çocuk katillerini aklama yarışına giren bu şirketler, döktükleri kanın lekesini reklam kampanyalarıyla temizleyemeyecektir"
Karakaş, "Küresel sessizliğe ve ikiyüzlülüğe rağmen sokakları terk etmeyen vicdanlı halkları selamlıyoruz. Filistin davasına amasız fakatsız destek veren Siyonist çetelerin baskılarına boyun eğmeyerek hakikati haykıran tüm dünya halklarına teşekkür ediyoruz. Ancak öte yandan, soykırımı meşrulaştırmaya çalışan küresel sermayenin ve emperyalist şirketlerin ahlaksız tutumunu da lanetliyoruz! Gazze’de bombalarla uzuvlarını kaybeden, kolları ve bacakları koparılan on binlerce masum Filistinli çocuğu görmezden gelip; katliam ordusunun ampute olmuş bir askerini reklam yüzü yapan Adidas gibi markaların sergilediği bu tavır, insanlık onuruna açık bir hakarettir. Çocuk katillerini aklama yarışına giren bu şirketler, döktükleri kanın lekesini reklam kampanyalarıyla temizleyemeyecektir." diye konuştu.
"Kaç şehrin daha haritadan silinmesi gerekmektedir?"
Ankara’dan tüm dünyaya açık çağrıda bulunan Karakaş, şunları aktardı:
"Bizler, Ankara Filistin Dayanışma Platformu ve başkentin vicdanlı insanları olarak buradan soruyoruz: Birleşmiş Milletler ve bölge ülkeleri daha neyi beklemektedir? Kaç çocuğun daha parçalanmış bedeni ekrana düşmelidir? Kaç şehrin daha haritadan silinmesi gerekmektedir? Artık kuru kınamaların ve diplomatik temennilerin hükmü kalmamıştır. İslam ümmetinin, Siyonist rejimin İslam coğrafyasındaki varlığı karşısındaki dağınıklığı, işgal, katliam ve soykırımlara zemin hazırlamıştır. Ümmetin onurunu ve geleceğini korumak için İslam ülkeleri tüm ihtilafları bir kenara bırakarak tek bir ortak irade etrafında birleşmelidir. Artık ayrışma değil, birlik zamanıdır."
"Siyonist rejim bir devlet vasfını tamamen yitirmiş, kan ve katliamla beslenen bir suç örgütüne dönüşmüştür"

Tüm yetkililere, siyasi partilere, dünya Müslüman halklarına ve dünyanın vicdanlı halklarına da çağrıda bulunan Karakaş, "Ateşkesin Derhal Uygulanması ve İnsani Koridor: 10 Ekim 2025 mutabakatının tüm şartları istisnasız derhal uygulanmalı; Gazze’ye insani yardım, tıbbi teçhizat ve enkaz kaldırma için iş makinelerinin girişi şartsız temin edilmelidir. Caydırıcı Askeri Harekât: İşgalci terör örgütü ateşkes şartlarına ve hukuka riayet etmediği takdirde, başta bölge ve İslam ülkeleri olmak üzere tüm sorumlu devletler nezdinde caydırıcı askeri mekanizmalar ve fiili güvenlik tedbirleri derhal devreye sokulmalıdır. Çifte Vatandaş Soykırımcıların Yargılanması: Hem Türkiye’de hem de dünya genelinde, çifte vatandaşlık zırhına sığınıp Gazze ve Batı Şeria’da masumların kanını döken, soykırım ve katliam suçlarına doğrudan iştirak eden terör ordusunun mensupları tek tek tespit edilmelidir. Bu şahıslar hakkında vatana ihanet ve insanlığa karşı suçlardan derhal adli ve yasal işlemler başlatılmalı, yargı önüne çıkarılmalıdır. Topyekûn Boykot ve Hukuki Yaptırım: Adidas başta olmak üzere Siyonizm’e, işgale ve emperyalizme doğrudan veya dolaylı destek sunan bütün markalara karşı halkımızı tavizsiz ve kesintisiz boykota davet ediyoruz. Siyasi iktidarlar ve karar alıcılar da yalnızca boykot çağrısıyla yetinmemeli; bu kanlı sermaye ürünlerinin satışını, ithalatını ve pazarlanmasını zorlaştıracak yasal, idari ve ticari adımları derhal hayata geçirmelidir. Üç yıldır aralıksız süren vahşet, tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir ki karşımızdaki yapı bir devlet değil; hukuku, ahlakı ve insanlığı hiçe sayan organize bir soykırım ve terör şebekesidir. Türkiye Cumhuriyeti, 1949 yılında bu işgal yapısını tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olmanın getirdiği tarihî yanılgıyla ve veballe yüzleşmelidir. Bugün gelinen noktada Siyonist rejim bir devlet vasfını tamamen yitirmiş, kan ve katliamla beslenen bir suç örgütüne dönüşmüştür." şeklinde belirtti.
"Nehirden denize özgür Filistin kuruluncaya dek susmayacağız, durmayacağız, geri adım atmayacağız!"

Son olarak Karakaş, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti; tarihin, vicdanın ve milletimizin sesine kulak vererek 1949’daki tanıma kararını tek taraflı olarak iptal etmeli, bu terör şebekesini 'devlet' olarak tanımaktan vazgeçtiğini tüm dünyaya ilan etmelidir. Bağımsız Filistin: 1917’den beri süren bir asırlık işgal son bulmalı; başkenti Kudüs olan, tam bağımsız ve egemen Filistin Devleti koşulsuz tanınmalıdır. Yıkılacak bina, katledilecek aile kalmadı. Söz tükendi, insanlık can çekişiyor. Ankara’dan ilan ediyoruz: Ne katliamları unutacağız ne de bu cinayetleri finanse edenleri ve sessiz kalanları affedeceğiz. Nehirden denize özgür Filistin kuruluncaya dek susmayacağız, durmayacağız, geri adım atmayacağız! Kahrolsun Siyonizm, kahrolsun emperyalizm! Yaşasın Küresel Vicdan, Yaşasın Bağımsız Filistin Direnişimiz!" dedi.
Basın açıklamasının ardından Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Doç. Dr. Burhan İşliyen tarafından Gazze ve Filistin için dua edildi.
Programın dağılış bölümünde ise sanatçı ve milletvekili Yücel Arzen, 'Bütün Dünya İntifada' isimli eserini seslendirdi. (İLKHA)
Kaynak: 567424

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.